Dersim’de seçimler ve Dersimli Aydınlar – Celal Yıldız

dersim mezartasi1a.tsp

DERSİM’DE SEÇİMLER

VE DERSİMLİ AYDINLAR        Celal YILDIZ

Dersim’de Belediye Seçimleri dolayısıyla Dersimli aydınlar, şairler, sanatkârlar, kitle örgütündeki bazı yöneticiler görüşlerini açıklamaya ve yazmaya başladılar. Seçim sürecinde politik ilgi en yüksek düzeye çıktığından yazılanlar da daha fazla okunur. Böyle bir süreçte insanların düşüncelerini paylaşmaları çok doğal bir durumdur. Bu nedenden dolayı Dersimlilerin içinde de Dersim halkına yakın ve uzak duran adaylara göre sesler yükseliyor ve saflar belirginleşiyor.

 Bu güne kadar kendi içindeki kapalı toplantılarda Kırmanciye’nin tarafında olduğunu yüksek perdeden dillendiren bazı Dersimli aydınlar veya bazı kitle örgütü yöneticileri; bu seçim sürecinde büyük kargaşa ve kaosun içinde bulunan Dersim davasına bir çözüm yolu bulup gösteremedikleri veya denge hesapları yaptıkları için tarafsız ve sesiz kalmayı yeğliyor olabilirler. Eğer sadece tarafsız ve sessiz kalsalardı; “bizlere gölge etmeselerdi”; dostlarımızın bu tavırlarına kendi demokratik tercihidir deyip geçerdik. Ama bu dostlarımız sessiz durmuyorlar. Dersim’de tüm dayatma ve sindirmelere karşı cesur davranarak politik tavrını ve rengini belli eden Dersimli aydınların hata yaptığını iddia ediyor ve yazıyorlar. Bu nedenle bizim gibi rengi belli olanlar niçin taraf olduğunu açıklaması bir zorunluluk oldu. Çünkü bu konuda sessiz kalmak hatalı ve yanlış görüşlere ortak olmak anlamına gelir. Ayrıca cevap verilmezse hatalı görüşler toplumu yanlış yönde etkiler. Dersim davası konusunda iddiası olan her insanın tarihe not düşmesi iyi olur kanaatindeyim. En başta belirteyim: Elbette ki belediyecilik her şey demek değildir. Ama “jar-u diyarımızı” temsil edecek olan belediyemizin Dersim tarih ve kültürüne yaraşır bir duruş sergileyip dilimizin güçlenmesine katkı sunması çok önemli olsa gerek. Desteklediğimiz adayın diasporadaki Dersimlilerle ortak çalışama yapacağını ilan etmesi de hesaba katılması gerekir.

ACABA TAVRINI BELLİ EDEN DERSİMLİ AYDINLAR HATA MI YAPTILAR?                                                      

Bu sorunun cevabı Türkiye’nin yakın tarihinde gizlidir. Örneğin Merhum Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Aziz Nesin gibi birçok aydın hayatının başından sonuna kadar inandığı davanın tarafı oldular. Fakir Baykurt ömrünün son yıllarında ÖDP’den milletvekilliğe aday oldu ve meydanlarda seçim nutukları attı. Acaba bu yazarlar hata mı yaptılar? Her aydın gibi Fakir Baykurt da ÖDP’nin o seçimde ancak binde bir oy alacağını, seçimi kazanmasının imkânsız olduğunu biliyordu. Nazım Hikmet, Aziz Nesin ve Fakir Baykurt küçük fraksiyon veya partilere katıldığı için pazar payında alanının küçülebileceğine; kitaplarının daha az satılacağına hiç aldırmadılar. Her dürüst ve samimi aydın güçlü olana yaslanmaz; kendine göre haklı gördüğü mazlumun yanında yer almasının doğru ve etik bir tavır olduğunu bilir ve ona göre davranışını belirler. Bazı Dersimli dostların Dersim Belediyesi seçimleri nedeniyle her kesimin yanlış yolda olduğu gibi bir bahaneyle tarafsızlığını ilan etmesi, kulede seyirci kalması çok kolay bir yoldur. Zor olan bu kargaşa döneminde kötüler arasından en olumsunu tespit edip halkımıza bir çıkış, bir umut kapısı gösterebilmektir.

Son yıllarda Kürt yazarların, aydınların ve sanatkârların kendi halkının, kendi belediye başkanlarının yanında yer alması gayet doğal değil mi? Bu seçim sürecinde Kürtlere karşı olan cephelerde yer alan veya tarafsızlığını ilan eden Kürt aydınlarının etik davrandığını söyleyenler var mı Dersimli dostlarımızın içinde? Dersimli aydınların mazlum ve “bekes” Dersim halkının içinde yer alması, Dersim’e uygun olacak bir adayı desteklemesi çok doğal değil mi? Dersim’in ortak aklına dayalı bir partimiz olsa ve bu parti Dersim’e her yönüyle sahip çıksaydı; inanın ki ben de evimde kalmayı yeğler ve zevkle yazılar yazmaya devam ederdim…

DERSİM’İN DURUMU, DERSİMLİ AYDINLAR VE POLİTİK TAVIR.                                                       

Osmanlı’dan cumhuriyetin ilk dönemlerine kadar toplumsal yapısı gereği aşiret liderlerinin öncülüğünde kendi özgür iradesine dayanarak dört asırdan fazla direnen Dersim(ki bu direniş haklı olduğundan dolayı tüm demokratlar, devrimciler sahip çıkıyor); ilk defa 1938 yenilgisiyle öndersiz duruma düştü. Dört asırlık haklı direniş tarihinde döne döne Dersim’e birlikte saldırarak ata yurdumuzu zindana çeviren Türk ve Kürt işgalci beylerinin bu günkü milliyetçi torunları da Dersim’in tarihi, itiqatı, kültürü üzerinde bilgi kirliliği yaparak geleceğimize el koymak istiyorlar. Bu iki kesimin tarihteki yaptığı saldırı ve kırımlar sonucunda lisanımız “jar-u diyar” topraklarında gerilemiş ve Kırmancki-Zazaki lisanı UNESCO tarafından yok olacak diller listesine alınmıştır. Aynı UNESCO lisanımızın dünya kültür mirası olarak korunması gerektiğini de vurgulanmıştır. Bizler Dersim’in değerlerimize sahip çıkan bir belediye istiyoruz.

Her Dersimli aydın bilir ki şimdilerde araları bozulan eski saldırgan ikizler Dersim’i bölüşemiyorlar. Dersim’in tarihindeki ve günümüzdeki bu açık gerçekleri, sinsi planları bilmeyen; tüm değerlerimizi çarpıtarak yaratılan hayali algıların farkına varmayan; kendi kültürüne ve ana diline sahip çıkmayan gençliğimizin bir kısmı şaşkın ördekler gibi sağa sola savrulmuş ve Dersim dışı akımların etkisine girmiştir. Dersim’de kargaşa, kaos en yüksek aşamadadır. Dersimlilik yok olmak aşamasına girmiştir. Dersimli aydınların görevi; bu en ağır ve en kötü dönemde halkın içinde yer alıp halkına yol göstermektir. Bu kargaşa ortamında denge hesabı yaparak tarafsızlığını ilân edenler; en kolaycı, rizikosuz ve birazda çıkarcı yolu seçmiş olurlar…

Konumuz aydınlar ve seçimler olduğundan aydınların tavrını etkileyen bir noktaya burada değinmek istiyorum. Bence bir aydının, bir yazarın değeri; yazdığı kitapların konusuna, özüne, kurgusuna ve kitaptaki dilin üstünlüğüne bağlıdır. Son yıllarda böyle değerli eserler yazan Dersimliler çoğalmaya başladı. Halkımız verimli çalışmalar yapanları takdir ediyor ve edecektir. Yazar dostlarımız politika yapmaktan çekinmemelidir. Yeter ki mazlumlardan yana olsunlar. Mazlumların içinde ve yanında sürekli politika yapan S. Ali, A. Nesin, N. Hikmet, F. Baykurt gibi birçok yazarın bu politik tavırlarından dolayı kitapları değerini yitirmedi ve yitirmiyor. Dersim-38 davasına hiç değinmedikleri için bu yazarları eleştirebiliriz. Bu ayrı bir tartışmadır. Ama tarihten beri tepeden tırnağa politik olan “Dersim Davası” konusunda politik tavrını açıklayan Dersimli aydınların yanlış yolda olduğunu söylemek bilimle, akılla, mantıkla, reel politikayla uyuşmaz. Tüm genetik yapısı ata topraklarında oluşan ve kalbiyle, ruhuyla bu topraklara bağlı olan dostlarımız bilmelidir ki, Dersim yok olursa Dersimli aydın ve yazardan bahsedilemez. Yazarların değerleri yaşadığı ülkeye ve topraklarına bağlıdır. Aksi takdirde hepsi boşlukta kalır.

Dersim’de baskı ve şiddet had safhada. Bizler baskı ve şiddete karşıyız. Dersim’deki hiçbir adayla kişisel davamız da yok. Bizler sadece daha bağımsız davranacağı için Dersim’e yararlı olacağına inandığımız Hızır Bahtiyar Aytaç’ı desteklediğimizi duyurduk. Çağdaş çoğulcu demokrasiyi ve çok kültürlü toplumu savunan Dersimliler olarak tek amacımız Dersim davasına hizmet etmektir.  Bizler destekleme bildirgemizde: “Bu seçim sürecinde hemşerilerimizin değişik tercihlerine de saygılı olduğumuzu; Dersim’de seçimlerin demokratik kurallar içinde bir yarış olmasını arzuladığımızı,” da vurgulamıştık. Her yönüyle yok olma sürecine girmiş ve barajlar altına gömülmek istenen Dersim’in bu seçim sürecinde doğru yolu bulması ve geleceğini olumlu etkileyen bir adayı desteklemesi için bizler sahaya, halkın içine indik. Bu tavrımız demokratik bir tavır ve haktır.

Kızılbaş tarihi tarafsızlığı ret eden, bozuk düzene karşı dik duran aydın ve ozanlarla doludur. Ben bu yazımı yedi ulu ozanımızdan biri olan Sey Nesimi’yi anarak noktalamak istiyorum. 1369-1417 yıllarında en ağır ve kanlı Çaldıran savaşı sürecinde yaşamış olan; derisi yüzüldüğü halde inandığı yoldan dönmeyen ozan Nesimi “Ey Nesimi, can Nesimi bil ki halk aynındadır/Bunca mahlûkun vebalı ulema(aydınların) boynundadır,” demiş. Sey Nesimi kaos ortamında “Kızılbaş aydınlara tarafsız kalın,” diye bir çağrı yapsaydı; her halde ölümünden sonra yedi ulu ozandan biri mertebesine yükselemezdi. Dersimli aydın ve yazar dostlarımız da biliyor ki, halkımız denge hesapları yaparak tarafsızlık edasıyla “hem nalına hem mıhana” vuranlardan hoşlanmaz. Halkımız dobra dobra konuşanları, umut kapısını gösterenleri ve dik duranları sever…

 NOT: Yedi ulu ozanı internetten bulabilirsiniz. Ayrıca Seçimlerde niçin taraf olduğuma dair daha geniş bilgi için 21 mart 2013 Nevroz açıklamasına karşı yazmış olduğum “APONUN PARAGDİKMASI” başlıklı yazımı ve yine Dersimlilere çağrı, Dersimlilere uyarı, Dersimlilere sitem isimli kısa üç yazımı Google veya internetten kolayca bulup okuyabilirsiniz.  I. Baskısı 2003 yılında yapılan “Dersim Dile Geldi” belgesel romanınım Almancaya da çevrildi. Amacı Dersim gerçeğini ortaya dökerek bilgi kirliliğini engellemek ve halkımızın birliğine hizmet etmek olan “Dersim’s Stimme“ isimli kitabımı Almanya’da büyüyen gençlerimiz isterlerse; “www.Amazon.de” sitesinden temin edebilirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>