Dersim’de Seçimler ve Hoşgörü

sagduyu

DERSİM’DE SEÇİMLER VE HOŞGÖRÜ

Dersim halkının sağduyusu ve iradesi seçimlerde galip gelecektir,

Bundan bir süre önce diyasporada yaşayan biz bir gurup Dersim’li 30 Mart belediye seçimleri ile ilgili Dersim merkezde hangi adayı desteklediklediğimize dair bir yazı yazarak gerekçelerimizle birlikte bunu kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu girişimimiz sonrasında hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldık. Aslında bunu doğal karşılamak gerekir. Çünkü, bizimle aynı fikirde olan dostlarımız olabileceği gibi, düşüncelerimizi paylaşmayan ve karşı olan bir çok hemşehrimizin olduğunu da biliyorduk. Zira seçimler farklı anlayış ve düşüncelerin yarıştığı bir süreçtir ve bu süreçte her düşüncenin kendini ifade etmeye calışmasını son derece doğal ve demokratik bir girişim olarak değerlendirmek gerekir. Bizler de yazdığımız metnin altına imzalarımızı koyarak demokratik bir hakkı kullanmak, düşüncelerimizi köken olarak geldiğimiz ve bir çoğumuzun doğup, yaşamının bir bölümünü geçirdiği Dersim`in insanlarıyla paylaşmak istedik. Bizlere hakaret içermeyen, Dersim`in hoşgörü kültürünün ve genel demokratik ve hukuk kurallarının sınırları içinde, eleştirilerin gelmesini saygıyla karşılıyoruz.

Ne varki, sözkonusu Dersim olunca en demokratik, insani bir hakkın kullanımı bile bir yaygara, karalama, suçlama ve saldırı sebebi olabilmektedir. Kendileri gibi düşünmeyen, kendilerinden olmayana onun bunun adamı; bilmem nereden para almış; katiline aşık, gerici, faşist, halk düşmanı vs. gibi yaftalar yapıştırılarak veryansın edilmektedir. Anlamadığımız, kabullenmediğimiz ve kabullenemiyeceğimiz tutum işte budur.Yılladır sürdürülen bu tür davranışlar bizleri derinden yaralamakta ve Dersim toplumuna son derece olumsuz bir kültür ve geleneğin yerleşerek toplumumuzun içten içe zehirlenmesine sebep olmaktadır.

Sözkonusu olan yazı metnimizde desteklediğimiz belediye başkan adayı Hızır Bahtiyar Aytaç’ı partiden bağımsız ve kişi olarak desteklediğimizi ve bunu hangi sebeplere dayanarak uygun gördüğümüzü belirtmiştik. Bu noktayı tekrar tartışmak istemiyoruz. Tartışmak istediğimiz nokta; farklılıklara tahammülü olmayan, her fırsatta demokrasi, çoğulculuk, adalet ve özgürlük sözlerini ağızlarından düşürmeyenlerin kendileri gibi düşünmeyenlere, kendi yandaşları olmayanlara karşı takındıkları tahammülsüzlüktür. Seçim sonuçları ne olursa olsun; Dersimliler arasında tahammülsüzlüğü, farklılıkları düşman göstermeyi, dayatmaları, tehditleri ve şiddeti tırmandıranların toplumumuzun bağrında derin yaralar açacaklarını ve Dersim`e büyük zararlar vereceklerini belirtmek istiyoruz. “Bizden olanlar kahraman, bizden olmayanlar düşman, hain, satılmış veya katiline aşıktır” diyenlerin Dersim Kızılbaş-Alevi kültüründen, iqrar geleneğinden zerre kadar nasip almadıkları açıkça ortadadır. Biz kimden ve nereden yana olurlarsa olsunlar; bütün Dersimlilere kendi tarihi değerlerine sahip çıkmalarını, bulundukları yerlerde kendi renkleri ve kendi kimlikleri ile bulunmaları cağrısında bulunuyoruz. İster Kürt´lerin içinde olun, ister Türk´lerin içinde olun; olduğunuz her yerde öncelikle kendiniz olun ve biraz kendi geçmişinize, kendi kültürünüze bakın ve ona göre tavır alın diyoruz.

Yaşadığımız coğrafyada komşularımız olan iki büyük topluluk Türkler ve Kürtler, bu güne kadar toplum olarak tarihleri ile yüzleşememiştir ve eşitlikçi, özgür, adil, coğulcu ve gerçek demokrasi temelinde toplumsal gelecek kurma işinde ciddi handikapları olan toplumlardır. Osmanlı tarihine kısa bir göz atalım ve sayıları milyonları bulan Ermeni halkı ile sayıları yüzbinleri bulan Hıristiyan azınlıkların kitleler halinde yok edildiğı dönemlerde neler olduğunu hatırlayalım!.. İnsanlığın vicdanını hala kanatan bir vahşetin ve kitlesel kıyımların hüküm sürdügü o tarihi süreçlerde; bu coğrafyanın üzerinde belki yeterli olmasa da; biraz vicdanın, biraz adaletin, biraz insanlığın kendisini koruduğu, var olduğu ve toplum olarak bu suça katılmadığı gibi; kendisine sığınanları en tehlikeli, en rizokulu dönemde koruyarak bu gün tarih önünde başı dik olan tek bölge Dersim`dir. İnsan olmanın, insan gibi davranmanın ve darda kalan sivil halka sahip çıkmanın hesabı daha sonra saldırganlar tarafından 1937/38 de yapılan kitlesel kıyımlarla Dersimlilerden soruldu. Kendi tarihleri ile yüzleşmekten kaçınan iki büyük topluluk olan Türkler ve Kürtler`in bunu yapmadan geleceğin özgür, adil, demokratik toplumunu inşa etmeleri mümkün değildir.

O nedenle de diyoruz ki; onların Dersim`lilerden öğrenecekleri çok sey vardır ve Dersim bu coğrafyanın vazgeçilmez zenginliğidir. Bizler kendi tarihi zenginliğimize, değerlerimize, iqrar geleneğimize sahip çıkarak; içinde bulunduğumuz siyasi akımlarda, kendi rengimizle ve kimliğimizle varlık göstermeliyiz. Dersimlilerde yüzyıllara dayanan kıyasıya bir tartışma ve eleştiri, özeleştiri kültürü vardır. Bu insani özellik hem onların inanç sistemine, hem de toplumsal yaşamlarına yerleşmiştir. O nedenle otoriteye tapma, biat, itaat, sorgulamadan kabul etme onlarin tarihsel kültürlerine terstir. Dersim`in kuyusunu kazanlar için bu toplumsal gelenek hep tehlike olarak görülmüş; düzene ve disipline gelemeyenler olarak lanse edilmiş; başarı ve ilerleme için otoriter, sert bir liderligin kabul edilmesi şart olarak kabullenilmiştir. Toplumlara dayatılan bu otoriter anlayışlar ve ifadeler; demokratik toplumlar için model ve örnek alınması gereken Dersim toplumundaki hoşgörü, tahammül, eleştiri vb. zereweşiye kültürünü kavramayan; tarihsel, inançsal, kültürel değerlerimizi dumura uğratmak isteyen bir girişim olarak görülmelidir. İşgalci ve baskıcı emellerden vaz geçilirse; Dersim’in kültürel güzelliği ve derinliği Dersimlilerin yolunu aydınlatmaya yeterlidir. Kimseden ihsan beklemiyoruz.

Bu tarihsel değerlere ve geleneğimize bağlı olarak diyoruz ki; Dersim`lilerin demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet istemleri tutarlıdır; koşullara veya bulundukları yere göre değişiklik içermez. Ovacık`ta istedikleri hakları Frankfurt`ta da isterler. Hozat`ta talep ettikleri özgürlükleri Amsterdam`da da talep ederler, Çemişgezek`te savundukları çoğulculuğu Zürich`te de savunurlar. Onlar bazıları gibi Almanya`da Müslümanlar için daha geniş haklar ve hoşgörü deyip, Türkiye`de Hıristiyan kiliselerinin mallarına el koymazlar. İsviçre`de camilere minare talep edip inançsal coğulculuk isterken, Malatya`da İncil basanların boyunlarını bıcakla kesmezler. Cemevlerinden çıkıp tekbirle başka inançtan insanlara saldıran bir Alevi grubu yoktur ülkemizde.

Diğer yandan aynı şekilde hem Kürt hareketi hem de sol “maceracı” hareketler var olan durumları ve baskıcı ideolojileri itibariyla Dersimlileri ikna etmekten uzaktırlar. Zira özgürlük, adalet, insan hakları vs. gibi taleplerle meydanlarda haykıran bu arkadaşlar kendi içlerindeki farklılıklara karşı ne tür baskı ve işkence uyguladıklarını Mısır’daki sağır sultan da duymuştur. Onların demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet anlayışları, Dersim halkının geleneksel değerlerinin çok daha gerisindedir ve o nedenle bizleri ikna etmekten uzaktır.

Aynı şekilde Dersimlilerden oy isteyen bütün partilerin baştan beri belirtiğimiz beklentilere cevap vermesi mümkün değildir. Zira Dersim`in tarihsel kültürü ve demokrasi geleneği varolan partilerin çok daha ilerisindedir. Diğer yandan çok özgün bir süreçten geçiyoruz ve Dersim`in dört bir yandan bastırılmış; adeta nefes alamayacak duruma gelmiş halinden nasıl çıkabileceğini kendimize soruyoruz. Bütün belediye başkan adaylarını bireyler olarak değerlendirmeyi; toplumumuz içindeki kamplaşma ve kısır çatışmalardan bizleri uzaklaştırabilecek en uygun kişinin seçilmesini önemsiyoruz…

Kim daha az doğmalarla hareket edecek, nefes almamıza ve kendi rengimizle var olmamıza kim daha fazla imkan verecektir? Bizlerin temel kaygısı budur.

Bizden olanlar direnişçidir ve doğru yoldadır; diğerleri ise haindir diyerek “vatan millet sakarya edebiyatını” Dersim halkının içlerine taşıyan, gençlerimizi sunni farklılıklarla düşman kılan tüm tekçi anlayışların tehlikesini şimdiden görüyor; bütün Dersimlileri sağduyuya ve çağdaş, demokratik, barışçı olgunluğa davet ediyoruz.

Kim seçilirse, O, Dersim’in belediye başkanıdır, herkes bunu böyle kabul etmelidir. Seçilen başkan kendisine oy veren – vermeyen ayrımı yapmadan herkese eşit mesafede durmalı ve halka hizmet etmelidir. Yurt içinde ya da yurt dışında kendi partisinin uzantıları ile değil, ayrım gözetmeksizin tüm Dersim kurumları ile birlikte çalışmalıdır.

Dersim Fikriyatı Bileşenleri

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>